Blog

OYUN SEKTÖRÜNDE DEĞER, DEĞERLEME VE YATIRIM

oyunsektorundedegerdegerleme

OYUN SEKTÖRÜNDE DEĞER, DEĞERLEME VE YATIRIM

İsmet Gökşen

 

Oyun sektörünün günden güne büyüdüğü yadsınamaz bir gerçek. Hatta mobil oyun tüketiminde son beş senedir yaşanan devamlı artışla, oyun endüstrisi altın çağını yaşıyor. Son rakamlara göre dünyada neredeyse 3 milyar oyuncu mevcut[1]. Buna ek, bir Amerikalı günde ortalama 4 saatini mobil cihazında geçiriyor ve bu sürenin büyük bir çoğunluğu mobil oyunlardan geliyor[2]. Hem hiç olmadığı kadar fazla insan oyun oynuyor, hem de insanlar daha fazla oyun oynuyor. Daha fazla insan, daha fazla tüketim, daha büyük bir pazar ve yeni fırsatlar demek. En son verilere göre oyun pazarının 180 milyar doları geçtiği tahmin ediliyor, bu da uluslararası film endüstrisinden bile daha büyük bir endüstri anlamına gelmekte. Durum böyle olunca, her geçen gün daha fazla sermayenin oyun piyasasına yöneldiğini görüyoruz, her hafta yeni yatırım ve satın alma haberleriyle karşılaşıyoruz. Örneğin geçen sene ilk yarıyılda oyun sektöründeki toplam birleşme ve satın alma hacmi 11 milyar dolarken bu sene dört katına yani 44 milyar dolara ulaşmış durumda[3]. Peki yatırım dünyası, oyun şirketlerine neye göre yatırım yapıyor ve yapacakları yatırımı belirlerken hangi etmenleri göz önünde bulunduruyor?

Her endüstri dikeyinin kendine has özellikleri olduğu doğrudur; fakat oyun sektörünün diğerlerinden bambaşka dinamikleri mevcut. Diğer endüstrilerden çok daha fazla teknoloji odaklı, yazılım ve donanım alanındaki gelişmelerden anlık etkilenen, sürekli değişen ve gelişen bir alan.  Endüstrinin bu kadar dinamik olması da yatırımcılar için “değer” kavramının tanımını epey zorlaştırıyor. Şirketin değeri olarak düşündüğünüz, değerlemeyi yaparken baz aldığınız şeyler, bir sonraki sene sektör için önemini veya potansiyelini kaybedebiliyor. Güncel bir örnek olarak Apple iOS 14-15’i verelim. Apple’ın getirdiği yeni güvenlik ve veri gizliliği standartları sebebiyle oyun şirketlerinin hedefleme yapması ve veri toplaması zorlaştı. Zorlaşan hedefleme, kullanıcı edinim maliyetlerini arttırdı ve birçok oyun firmasının ve reklam teknoloji firmasının cirolarını ciddi şekilde düşürdü. Mesela Snapchat(%-22), Playtika(%-25) gibi büyük şirketlerin üçüncü çeyrek sonuçlarını açıkladıktan sonra hisselerinde büyük düşüşler gördük. Bu da tek bir tarafın yaptığı bir değişikliğin bile, sektöre kısa sürede ne kadar şiddetli etki yaratabileceğine güzel bir örnek.

Ayrıca, değerlemeyi hesaplarken, şirkete hangi aşamada yatırım yaptığınız da kritik. Örneğin erken aşamalarda, özellikle tohum öncesi ve tohum aşamalarında, değerin neredeyse tamamı “ekip” yani insanken, ilerleyen aşamalarda “ürün” önem kazanıyor. Dolayısıyla, her risk sermayesi fonunun getiri beklentilerine ve kendi stratejilerine göre bir oyun şirketinde gördüğü değer ve bunun üzerine kurguladığı değerleme farklılaşıyor.

Peki fonlar oyun sektörü içerisinde değerleme yaparken ve yatırım kararı alırken hangi ana kriterlere bakıyorlar?

  1. Ne tarz bir oyun yapmayı planlıyorsunuz? Bir diğer deyişle yapmak istediğiniz iş, fikir ne?

Oyun endüstrisinin içinde, her alt kategorinin farklı dinamikleri mevcut. En tepede, şirketin PC, konsol, AR/VR veya mobil oyun kategorilerinden hangisini yapacağı, değerleme ve yatırım kararını etkiliyor. Örneğin, henüz kendini kanıtlamamış alanlar, örneğin AR/VR, kategori olarak yüksek-risk yüksek-potansiyel iken, mobil oyun, kendini kanıtlamış olması sebebiyle yatırım yapmak için daha güvenli bir alan. Mobilin içine baktığımızda yine farklı senaryolar görüyoruz. Hypercasual’ı örnek alalım. Bu alana girmenin bariyeri düşük; küçük bir ekiple bir ay içerisinde ürün çıkarmanız mümkün. Dolayısıyla bu alanda yatırım fırsatı bulmak kolay, fakat değerlemeler diğer kategorilere göre bu yüzden düşük. Bir puzzle veya RPG mobil oyun kategorisine baktığınızda, bu alanda başarılı iş çıkarmak oldukça zor ve ürün çıkarmak için daha büyük ekipler gerekiyor. Dolayısıyla benzer büyüklükte ve deneyimde bir hypercasual ve puzzle ekibini kıyasladığınızda, tohum aşamasında hypercasual bir şirket $5mm değerlenebilirken, puzzle yapan bir şirket $10mm hatta $20mm kadar değerlenebiliyor. Özetle, yapmak istediğiniz oyun, değerlemenizle doğrudan bağlantılı.

 

  1. Bu işi kiminle yapmayı planlıyorsunuz? Kurucu ekibiniz kim?

Ekip daha değerleme aşamasına gelmeden, bir yatırımcının yatırım yapıp yapmama kararını etkileyecek en önemli kısımlardan bir tanesi de bu. Örneğin, Ludus şirketi olarak birinci yarıyılda görüşülen girişimlerin, portföye uymama sebebi çıkartıldığında, %60’ında kurucu ortakların tecrübe ve yetkinliklerinin yeterli seviyede olmamasından ötürü yatırım yapmama kararı alınmıştır. Girişimin kurucu ekibinin yetkinlikleri ve tecrübeleri, şirketin başarı şansını değiştiriyor bu da beklenen getiriyi doğrudan etkiliyor. Yine örnek vermek gerekirse, CTO (Chief Technology Officer) pozisyonuna sahip olmayan bir şirketin “exit” yapma şansı %1’in altında. Öte yandan, aynı oyun kategorisinde beş seneden fazla tecrübeye sahip olan bir kurucu ekibin başarı şansı dört kat fazla. Bu oranlar da beklenen getiri değerini arttırıyor, bu sayede yatırım aşamasında fonlar girişimlere daha yüksek değerlemelerle yatırım yapabiliyor.

  1. Bir iş planınız var mı?

Bir girişimin iyi bir fikri ve gerçekleştirecek iyi bir ekibi olsa dahi, nasıl sorusuna cevap verebilmesi gerekiyor. Oyun girişiminizi ne kadar sermayeyle ayağa kaldıracağınız, aldığınız yatırımı nasıl kullanacağınız, yol haritanız, bunların hepsi işe hakimiyetinizi gösteren ve başarı şansınızı etkileyen kısımlar. Buna ek olarak, yatırım haritasının iyi çıkarılması gerekiyor; çünkü sermaye artırımına her gidişiniz ve aldığınız her yeni yatırım, mevcut hissedarlarınızın hisse oranını düşüreceğinden, başlangıç aşamasında daha yüksek hisse istemelerine, yani daha düşük değerleme talep etmelerine yol açacaktır. Öte yandan tek seferde yüksek miktarlarda fonlama aramanız da yatırımcı bulmanızı zorlaştıracaktır. Bu yüzden, iş planını, neye neden ihtiyacınız olduğunu ve alacağınız sermayeyi nasıl kullanacağını iyi anlatmanız önemli.

Günün sonunda fikir, ekip ve iş planına bakarak bir değerlemeye ulaşmak ve yatırım kararı vermek mümkün. Her ne kadar bu üç etmen oldukça nitel olsa da, sektör ortalamalarını kullanarak ve skorboard gibi tekniklerle bunları sayıya çevirmek de mümkün. Fakat bu sayıya çevirme ve kağıda dökme kısmında unutulmaması gereken bir nokta mevcut, o da “değer” kavramının kendisinde yatıyor. Bir şeyin karşılığının o değerde olması için ona bunu verecek birinin olması gerekir. Bu noktada da sektörün dinamikleri ve trendler son sözü söylüyor. Yani bütün göstergeler pozitif olsa dahi, sektörde yaşanan bir gelişme veya yapacağınız işe pazarın ilgi göstermemesi daha düşük bir değerlemeden yatırım almanıza veya yatırım turunuzu ertelemenize sebep olabilir. Son olarak buna verilebilecek en güncel örnek, şu sıralar bütün global fonların yüksek ilgi gösterdiği NFT, P2E (Play to Earn) entegre oyun girişimleri ve aldıkları yatırımlar. Benzer iş planlarını kıyasladığımızda, sadece oyununa NFT katmanı ekleyen bir girişimin 1.5 kata kadar fazla değerlemeye yatırım alabildiğini görüyoruz; çünkü pazarda karşılık bulabiliyor.

Özetle, oyun sektörü büyümeye devam eden ve agresif büyümesiyle yatırımcıların ilgi gösterdiği bir alan; fakat arkasındaki teknolojiye rağmen, hala insan sistemi üzerine kurulu ve tek bir metotla değerlemek ve yatırım kararı vermek mümkün değil. Bu yüzden, her yatırımcı, pazarın durumuna, girişimin olgunluk seviyesine ve kendi için önemli olan kriterlere göre ağırlıklandırma yaparak bir değerlemeye ulaşıyor.

[1] https://newzoo.com/insights/trend-reports/newzoo-global-games-market-report-2021-free-version/

[2] https://www.appannie.com/en/insights/market-data/state-of-mobile-2021/

[3] https://investgame.net/news/gaming-deals-activity-report-h1-2021/

Leave your thought here

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir