KENDİM GİBİ DEĞİL FİLTREM GİBİ OLMAK İSTİYORUM: SELFIE DYSMORPHIA’NIN YÜKSELİŞİ
13 Aralık 2021 2022-07-05 9:34KENDİM GİBİ DEĞİL FİLTREM GİBİ OLMAK İSTİYORUM: SELFIE DYSMORPHIA’NIN YÜKSELİŞİ

KENDİM GİBİ DEĞİL FİLTREM GİBİ OLMAK İSTİYORUM: SELFIE DYSMORPHIA’NIN YÜKSELİŞİ

PhD Candidate Bogazici University Department of Management
Georgetown Üniversitesi Bilgisayar Bilimi bölümünden Doç. Dr. Cal Newport, ‘Dijital Minimalizm’ adlı kitabının ilk bölümünde çarpıcı bir giriş ile okurun adeta gözünü açar ve okuru dijital hayatı sınırlandırması gerektiğine ikna eder. Böylece kalan sayfaları bir çırpıda okuma hevesi içinizi kaplar ve bir an önce dijitalde minimalleşmek istersiniz.
Peki Newport nasıl bir örnekle bizi ikna ediyor? Aslında bizi ikna ettiği birçok örnek var kitapta ama açılışta bizi o ilk yakalayan örnekten söz etmek istiyorum çünkü adeta bir çapa görevi görüyor. Örnek, Apple’ın kurucusu, pazarlama ikonu Steve Jobs’un 2007 yılında yaptığı ilk iphone tanıtım konuşmasından geliyor. Bugün yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan hatta jenerasyon Z’nin ‘adeta bir uzantım, kolum’ dediği akıllı telefonun ilk örneği olan iPhone’a Jobs açılış konuşmasında ‘Bugüne kadar yaptığımız en iyi iPod!’ diye hitap ediyor. Evet iPod, yanlış okumadınız.
Kitabı henüz okumadıysanız fazla teaser vererek keyfinizi kaçırmayacağım fakat Newport’un bize iletmek istediği mesajı da paylaşmadan geçmek istemiyorum. Akıllı telefonların pazara ilk sunulduğu amacından çıkıp bugünkü amaçlara hizmet edebileceğini öngören kaç kişi vardı? Jobs bile iPhone’a iPod olarak hitap ediyor ve multimedya özelliğine dikkat çekiyordu.
Öngörülememek kelimesi size ne çağrıştırıyor bilmiyorum ama bana belirsizlik, endişe ve biraz da heyecan duygusunu çağrıştırıyor.
Filtrelerin gerçeklik algımızı şekillendirebileceğini öngörebildik mi?
Snapchat filtrelerinde kendi görüntümüzü o meşhur sevimli köpek suratı ile görüp eğlendiğimizde acaba kaç kişi bugün filtrelerin güzellik algısını değiştirebileceğini öngörmüştü? Sayısı az ise şu an öngörülemeyeni yaşıyoruz demektir.
Güzellik algısını toplumun kişiye dayattığı ideal güzellik kavramı olarak tanımlayabiliriz. Toplumdan topluma değişiklik gösteriyor. Örneğin uzak doğuda beyaz bir cilde sahip olmak kadın güzelliğini temsil ediyor(1). Güzelliği beyaz cilt ile eş anlamlı kılan bu güzellik algısını istatistiklerde de görmek mümkün. Nitekim Asya Pasifik, cilt beyazlatıcı kozmetik ürünler kategorisinde dünyadaki en büyük pazarı oluşturuyor(2).
Ünlüye değil kendi filtreli halime benzemek istiyorum!
Tüketimi de içine alan bu güzellik algısını şekillendirmede başrolü medya üstleniyor. Medyanın topluma dayattığı güzellik algısı televizyon reklamlarından, dergilere kadar uzanan birçok mecrada var olduğu gibi son yıllarda özellikle sosyal medyada yaşanıyor. Kozmetik doktoru Tijion Esho bu gerçekliği ilk dile getiren doktorlardan biri hatta ‘Snapchat Dysmorphia’ kavramını literatüre kazandıran doktor kendisi.
Kozmetik operasyon için eskiden ellerinde ünlü fotoğraflarıyla gelen hastaların artık kendi filtreli fotoğraflarını getirdiğini fark eden Esho, bunun ‘gerçek dışı ve ulaşılamaz’ olduğunu söylüyor(3). 2018 yılında ‘Snapchat Dysmorphia’ olarak adlandırdığı bu durum Body Dysmorphic Disorder (BDD) yani ‘Beden Algı Bozukluğu’ na yol açma potansiyeline sahip. David Veale ve meslektaşları tarafından 1996 yılında The British Journal of Psychiatry’de yayınlanan araştırmaya göre, BDD ‘kişinin hayali bir kusur için kaygı duyması ve bunun yol açtığı sıkıntı ve işlev bozukluğu’ olarak tanımlanmıştır(4). Bize kusursuz bir güzellik sunan filtreler, kişide var olmayan kusurları görme ve bunun sonucunda sıkıntıya girmesine neden oluyor. ‘Snapchat Dysmorphia’ ayrıca ‘Selfie Dysmorphia’ olarak da geçiyor.
Sosyal medyayı çok fazla kullanan insanlar bazen özgüven (self-esteem) konusunda sıkıntı yaşıyor. Filtreler kadınları gerçek görünüşleri konusunda güvensiz hissettiriyor(5). Araştırmalara göre bir kişi sosyal medyada ne kadar çok vakit geçirirse, estetik operasyon yaptırma isteği o kadar artıyor (5). Eshiet’in (5) araştırması, katılımcıların sosyal medyanın ve toplumun, genç kadınlara gerçek dışı güzellik algısı dayattığına inandıklarını gösteriyor. Bu erişilemez güzellik standartları kadınların görünüşleri konusunda kendilerini güvensiz hissetmelerine ve kusurlarını gizlemek için filtre kullanmasına sebep oluyor. Katılımcılardan biri bu durumu şu sözlerle dile getiriyor: Güzellik kendine güvenmektir. Ama Instagram’a girdiğinizde kendinize güvenmeniz zor. Bazı zamanlar Instagram’a girip çok çekici kadınları görmek beni tüketiyor.
Estetik doktorları yeni güzellik algısının farkında olmalı
Kozmetik Dermatoloji Dergisinde yayımlanan bir açıklamada, ‘snapchat dysmorphia’ ve ‘selfie dysmorphia’ konularına değinilerek, insanların sosyal medyadan ötürü kendilerini beğenmeme durumlarında estetik operasyonlara başvurduğu dile getiriliyor(6). Fazla filtreli bir fotoğraf getiren hastaya karşı dikkatli olunması ve gerçek dışı beklentilerin tespit edilmesi gerektiği belirtiliyor. Sosyal medya filtresi kullanan bir çok kişi normal bir hayat sürüyor ve görüntüleri hakkında mantıklı beklentiler içinde oluyorlar. Fakat görünüşleri konusunda gerçek değerlendirmede bulunamayan hastalara estetik uygulama yapılmasından kaçınılması gerektiği belirtiliyor.
Filtrelerin yarattığı yapay gerçeklik ve bu gerçekliği içselleştiren kişilerin psikolojik olarak sıkıntı yaşadığı günümüzde, sosyal medyada geçirdiğimiz vaktin bize ne kattığı ve bizi nasıl hissettirdiği daha da fazla araştırılacak bir alan.
Sosyal medya konusunda daha başka hangi öngörülemeyen durum ile karşılaşacağız bilinmez. Yazının başlarında söylediğim gibi öngörememek bana belirsizlik, endişe ve heyecan duygusunu çağrıştırıyor. Peki ya size?
Kaynakça:
(1) https://www.researchgate.net/publication/283857701_Skin_lightening_and_beauty_in_four_Asian_cultures
(2) https://www.grandviewresearch.com/industry-analysis/skin-lightening-products-market
(4) Veale, D., Boocock, A., Gournay, K., Dryden, W., Shah, F., Willson, R., & Walburn, J. (1996). Body Dysmorphic Disorder: A Survey of Fifty Cases. British Journal of Psychiatry, 169(2), pp. 196-201. doi:10.1192/bjp.169.2.196.
(5) Eshiet, 2020. ‘Real me versus social media me: filters, snapchat dysmorphia, and beauty perceptions among young women’, California State University.
(6) Wang et al., 2019. ‘Patient perception of beauty on social media: professional and bioethical obligations in esthetics, Journal of Cosmetic Dermatology.