Blog

ONLINE YAŞAMDA ‘YALNIZLAŞMA’

No,Communication.,Nice,Serious,Blond,Little,Girl,Holding,And,Looking

ONLINE YAŞAMDA ‘YALNIZLAŞMA’

Berna Kürekçi Şendir
The Owner of BE Communication & Consultancy Agency

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği zorlu süreçte yaşam koşulları pek çok alanda farklılaştı, değişmek zorunda kaldı. Eğitimden iş dünyasına günlük yaşamın her alanında online yaşam, sürecin olmazsa olmazı oldu.

Pandemi sürecinin belirsizlikleri arasında en önemlilerden biri de ‘kişisel verilerin korunması’ oldu. Güvenlik kaygısı, gizlilik esasının tehlikede olması, pandemide ‘gri ve riskli’ alan olarak hayatımızın parçası haline geldi. Bununla birlikte sosyolojik olarak, mutlak surette ülkemizde de, dünyada da çözüm bulunması gereken bir diğer konu da bireylerin online yaşama alışmak zorunda kalarak ‘yalnızlaşması’ oldu.

Bizim kültürümüzde aile olmak, dokunmak, sarılmak, duyguları paylaşmak hayatın olmazsa olmazıyken, bu süreçte, sevdiklerimizi kaybettiğimizde, cenazelerine katılıp acılarını paylaşamadık, destek olamadık. Düğün gibi mutlu günlerinde de sevinçlerini hep uzaktan paylaşmak zorunda kaldık ve bu durum aşılama çalışmaları belli bir orana ulaşıncaya kadar bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.

‘Yalnızlaşma’nın boyutlarının, insanlığa vereceği zararı düşündükçe, gelecek için somut stratejilerle bu riski krize çevirmeden yönetmek kaçınılmaz görünüyor.

‘Kodokushi’ Japonca bir kelime ve anlamı ‘Yalnız ölüm’. TRT World’ün dünyaca tanınan ödüllü yönetmeni Ensar Altay’ın ‘Japonya’da yalnız ölenlerin hikayelerinin yer aldığı belgeseli, konunun önemini vurgulayan en çarpıcı örneklerden biri…

Japonya’da, intihara eğilimli Twitter kullanıcılarına ulaşıp, dokuz kişiyi katleden seri katil Takahiro Shiraishi’nin Aralık 2020 tarihli mahkemede idam edilmesine karar verilmişti. Dünya O’nu ‘Twitter katili’ olarak tanıdı. Japonya’da ‘Yalnızlık Bakanlığı’ kuruldu. Geliştirilen çocuk yüzlü robot Ibukii yalnızlık çeken yaşlıların yol arkadaşı olması için daha insansı özelliklerle donatılıyor. Çocuk suratlı olması, onu masum ve güvenilir kılıyor. Japonya’da 65 yaş üstü nüfusun genel nüfusa oranı %29.1 [1]; ABD’de de 60 yaş üstünün %25’ten fazlası yalnız yaşıyor. Pandemiden sonra ‘yalnızlık’ çekenlerin oranı ise %43’e ulaştı.

Niyetim içinizi karartmak değil; hele hele felaket tellallığı yapmak hiç değil…

Evet, bizim kültürel değerlerimiz, örfümüz, adetimiz çok güçlü. Ancak yaşanan sürecin tanımlanamaması, sosyolojik, psikolojik, ekonomik travmalar ön görülemezken ve/veya çok hızlı değişirken, toplumda yalnızlaşmanın, bütün boyutlarıyla hızlıca çalışılması, yol haritasının belirlenerek aksiyon alınması kaçınılmaz. Biz, kültürümüz gereği, Japonya, ABD ya da diğer ülkeler gibi olmayız, ancak pandemide geçirdiğimiz Kurban Bayramında ya da aşure dağıtırken veya irmik helvası yaptığınızda yan komşuyla da paylaşma refleksimizde ister istemez bir bocalama olduysa gençlerimizin geleceği açısından bu konunun hızlıca çalışılması ve çıktılarının paylaşılması gerekmekte demektir.

Bir iletişimci olarak, özellikle çocuklarımızın gelişme dönemlerinde ‘online eğitimle’ yaşamaya alışıp ergenlik dönemindeki gençlerimizin ‘sanal dünyada’ hayata tutunmaya çalışma düşüncesi, kişisel verilerin gizliliği, Covid-19 virüsü kadar ürkütüyor beni. Zira, Social Media & Society’de yer alan makalede de vurgulandığı üzere ‘yalnızlık’ dışarıdan bakıldığında çok kolay gözlemlenebilecek bir kavram değil. Kişinin içinde bulunduğu ruh hali her zaman dışarıdan bakan bir gözle doğru gözlemlenemiyor [2]. Bu araştırmanın sonucuna göre, sosyal medyayı çok sık kullanan gençlerde duygusal yalnızlık (emotional loneliness) düzeyinin çok yüksek olduğu gözlenmektedir[2]. Öte yandan, ileri yaş gruplarında sosyal medyanın sık kullanılmasının sosyal yalnızlık (social loneliness) duygusunu azalttığı bulunmuştur[2].  Özellikle, Covid-19 pandemi döneminde toplumun yaşlı bireylerinin, ilişkilerinde yakınlık ve sevgi bağı oluşturmak amacıyla sosyal medyayı çok sık kullandıkları dolayısıyla sosyal yalnızlık duygularını azaltmaya çalıştıkları saptanmıştır[2]. Kısaca, sosyal medyayı sık kullanan gençlerde yüksek düzeyde yalnızlık duygusu gözlemlenirken, özellikle Covid-19 döneminde, sosyal medya kullanımının artması yaşlı bireylerin yalnızlık duygusunu azaltan bir kaynak olmuştur[2].

Pandeminin bize hayatın merkezine ‘insan’ı almayı, her anlamda ‘temizliği’, birbirimize destek olup, birlikte güzel ve güçlü olduğumuzu öğretebileceğine inananlardanım.

İletişimin en temel öğretisidir: Risk yönetimi olmadan kriz yönetimi yapamazsınız, aynı zamanda krizi doğru yönetirsek, fırsata çevirebiliriz.

Gençlerimize, yani geleceğimize güvenimiz tam. Alacağımız önlemlerle, ‘yalnızlık’ ve ‘sanal dünyada hayata tutunma’ riskini ortadan kaldıracağımıza da inancımız tam. Yeter ki bir an önce elbirliğiyle başlayalım, ilk adımı atalım!

Birlikte, sağlıklı, güzel, ışıl ışıl nice yarınlara…

Referans:

[1] https://tr.euronews.com/2021/09/19/japonya-yasl-nufus-rekor-seviyeye-ulast-kad-nlar-n-say-s-daha-fazla

[2] Bonsaksen, T., Ruffolo, M., Leung, J., Price, D., Thygesen, H., Schoultz, M., & Geirdal, A. Ø. (2021). “Loneliness and its association with social media use during the COVID-19 outbreak”. Social Media+ Society, Vol. 7(3), July-September.  20563051211033821.

Leave your thought here

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir